24 KASIM ÖĞRETMENLER GÜNÜ PROGRAMI
:::::::::::::::::::::::::::

24 KASIM PROGRAMI

 

Bir kor düşmüş yüreğime yıllar önce

Adınızı öğrenemeden daha

Sevdanıza vurulmuşum.

Hıçkırarak ağlamışım hüznünüzle,

Sevincinizle bir hoş olmuşum.

Yanık bir hoyrat gibi coşmuşum bazen

Bazen bir uzun havada durulmuşum.

Memleketimin en yüce dağlarına kıvrılmış yolum,

Köylerinize davetsiz konuk olmuşum.

Çoğu kere zifiri karanlıklarla boğuşmuşum.

Nice kahpeler, nice tuzaklar kurmuş bana

Vurulmuş, şehit olmuşum...

Dedim ya;

Bir kor düşmüş yüreğime yıllar önce

Osman dayıyı uğurlarken yakılan ağıtlara,

Edife kızın düğün zılgıtlarına tanık olmuşum.

Kara tahtalar dile gelmiş anlattıklarımla,

Umutlarım yeşerip çiçek açmış nice baharlarda.

Sizinle acıkmış sizinle doymuşum.

Her sabah “Günaydın çocuklar! Nasılsınız?” diye

Sorduğumda

Cevabınızla yeniden doğmuşum...

Yemin olsun ki yavrularım!

Kutsal bildiğiniz her ne varsa

Kutsal bilmişim.

Bir ibadet vecdi ile sarılmışım görevime

Atiyi aydınlık görerek azmi sevmişim.

Bin yıllık tarihimle geleceğe

Nice destanlar söylemişim

“Ülküm ; yükselmek ve ileri gitmektir” demiş,

Sizlerle her günün doğuşunda,

Atamıza söz vermişim.

Candan özge canlarım!

Siz yoksanız her şey yarım.

Sizlerle emin ,yarınlarım.

Unutulmak;

Ölüm zehri tatmak gibi bir şey ama,

Sevginizle sonsuza dek yaşarım...

 

            -Masasına oturmuş eli şakağında ,düşünceli mi düşünceli öğretmenim.

            -Gözleri hafif sulanmış suratı asık.

            -Yüzündeki derin çizgiler şahitlik ediyor tüm meslek yaşamına.

            -İşte eylül , işte şubat, işte haziran , işte temmuz derken geçirmiş tam otuz beş yılı doyasıya.

 

KORO:VE SON GÜN VE SON DERS:

 

            -Bu kadar kolay mıydı bırakıp gitmek,Bu kadar kolay mıydı mis kokulu binbir çiçeği terk etmek.

            -Okul Sessiz,sınıf sessiz ,o sessiz.

            -Ama ne fırtınalar kopuyor yüreğinde ve haykırıyor içinden

 

KORO:BEN ÖĞRETMENİM

 

MARŞ

 

ŞİİR:   Ben bir öğretmenim

            Şu cennet vatana sevdalanarak çıktım yola

            Edirne’den Kars’a,İzmir’den Van’a

            Hudutlar dar geldi bu kutsal sevdama.

 

            Ben bir öğretmenim

            Çiçeklerimle yaşıyorum hüznü de sevinci de

            Sevgiyi ekiyor, sevgiyi biçiyorum

            Sevgiyi kokluyorum çiçeklerimde.

           

            -Sonra Uzaklara dalıyor hep sevgiyle bakan iri yeşil gözleri öğretmenimin.

            -Ve Hatırlıyor.

            -Nasıl da özenirdi, bir köy öğretmeni olan babasına.

            -Toplayıp bütün çocukları köy okulunun bahçesine “öğretmencilik” oynardı nefesi yettiğince.

            -Her sorana söylerdi gururlanarak

 

KORO:BEN ÖĞRETMEN OLMAK İSTİYORUM

 

ŞİİR:  Ben öğretmen olmak istiyorum

            Ben şairimin mısralarında dil

            Genç kızımın gergefinde nakış nakış gül

            Aşığımın sazında tel öpülesi bir el olmak istiyorum

            Ben öğretmen olmak istiyorum.

 

            Ben ressamın elinde fırça tuvalinde renk

            Bestekarımın en içli şarkısında nağme

            Hattatımın, nakkaşımın elinde kalem

            Ben hoca Ali Rıza

            Ben Itri, Leyla Hanım

            Ben Karahisari olmak istiyorum

            Ben öğretmen olmak istiyorum

 

KORO:BEN ÖĞRETMEN OLMAK İSTİYORUM

 

            -Evet.Artık öğretmen okulundan mezun oluyordu işte diploması elinde.

            -Şimdi bir başka çarpıyordu kalbi.Bir başka bakıyordu hayata iri yeşil gözleri.

            -Derken Bitlis/Güroymak Değirmen köy İlkokulunun kapısında buldu kendini.

 

MÜZİK:Bitlis’te Beş Minare

 

            -Hafif çiseleyen yağmurun altında durmuş,Bahçede koşuşturan çocukları izledi bir zaman.

            -Sonra okula baktı.Penceresi,kapısı, çatısı ve yarısı yıkık iki basamaklı taş merdiveni.

            -Sonra süzüldü içeriye doğru yine çocukları izleyerek.

            -Yıkık merdivenlerden yukarı çıktığında boyası dökülmüş sarı duvarlar “Hoş geldin” dedi ilk önce ona

            -Dolandı durdu köhne sınıfın eski sıraları arasında.

            -Köşesi kırılmış pencereden dışarıyı seyretti bir zaman.

            -Uğuldayan rüzgar içli bir türkü ile köyün yalnızlığını fısıldıyordu kulağına.

 

MÜZİK:Uzun Hava

 

ŞİİR:   Çocuklar vardı köyümde

            Kimi önlüklüydü

            Kimi eski gömlekli

            Kiminde yırtık bir lastik

            Kiminde ise terlik

            Ve erkenden çıkardı yola

            Bir elinde odun diğerinde kitapla.

           

-Işığını götürdü öğretmenim bilgiye susamış taze fidanlara, ulu bir çınar olabilmenin aşkını, heyecanını, azmini kazıdı minik yüreklerine

-O öğretmen olmadı sadece bu köyde

-Yeri geldi merhem oldu kanayan yaralara,

-Yeri geldi çözüm buldu çetrefilli sorunlara,

 

KIZLAR: Çaresizliğin filizlendiği yerde ümit

ERKEKLER:Korkunun mayalandığı yerde yürek

 

KORO:GÜÇSÜZLÜĞÜN GÜÇLENDİĞİ YERDE BİLEK OLDU

 

MÜZİK:Yurdu tanıyacağız.

 

            -Ayrılma vakti gelmişti artık ıssız ve şirin bu köyden

            -Nasır tutan elleriyle son bir defa başlarını okşadı tüm öğrencilerinin.

            -Nasıl unuturdu buraları nasıl,ilmek ilmek emeği vardı okulun her yerinde.Ne çiçekler yetiştirmişti ne güller ne nergisler.

            -Bahçe kapısına geldiğinde yine çiseleyen yağmur eşlik ediyordu ona

            -Durdu.Arkasına döndü ve baktı Değirmenköy ilkokuluna.

-Artık dökük değildi boyası, kırık değildi camı, yıkık değildi merdiveni ,ışıl ışıl gözleri ile çocuklar gibi,sanki okul da elveda diyordu öğretmenime,

 

KORO:ÖNÜNDE SAYGIYLA EĞİLEREK

 

            -Bitlis’ten  çıktı yola  6 yıl 3 ay sonra

            -Memleketim dedi karış karış tüm Anadolu’ya

            -Gezdi durdu, yılmadan, bıkmadan, usanmadan , şakaklarına yağan karın farkına bile varmadan

 

KIZLAR:Urfa’da türkü oldu yanık sesin diline

ERKEKLER:Selam söyledi dağlardan namlı Bolu Beyi’ne

 

MÜZİK: Benden Selam Olsun Bolu Beyine

 

            -Sonra düştü tekrar yollara.Bir seyyah misali, dolaşırken yurdun dört yanını, bir halka da o oldu; Kütahya’nın zeybek oynayan yürekli efelerine.

 

MÜZİK;Kütahya’nın Pınarları (Zeybek)

 

KORO:İŞTE SON GÜN İŞTE SON DERS

 

            -Öğrenciler sıralarında, o masasında şimdiden özleyen yüreğiyle süzerken sınıfın dört köşesini , dalıyor baş öğretmenin duvardaki resmine ve derinden bakan mavi gözlerine.

            -Devrimleri geliyor aklına,çağdaş bir ulus olmak için tüm yaptıkları

            -İlimde ,fende, dilde, yazıda,kıyafette,kültürde,sanatta, müzikte

 

            “Bize yeni bir müzik gereklidir.Bu müzik özünü halk müziğinden alan çok sesli bir müzik olacaktır.Ulusal ince duyguları düşünceleri anlatan ,yüksek deyişleri , söyleyişleri toplamak onları bir an önce gerek müzik kurallarına göre işlemek gerekir. Türk ulusal müziği ancak bu yolla yükselebilir.Evrensel müzikte yerini alabilir.”

 

MÜZİK:Başındaki yazmayı

 

            -“Ya öğretmene verdiği o yüce değer ve o büyük  görev” diye düşündü içinden,Ulu önderin Konya’da yaptığı konuşma gelince aklına.           

 

            “Yurdumuzu toplumumuzu gerçek amaca, mutlak amaca ulaştırmak için iki orduya ihtiyaç vardır.Biri yurdun yaşamını kurtaran asker ordusu diğeri de ulusun geleceğini yoğuran irfan ordusudur.Bu iki ordunun her ikisi de değerlidir.Yalnız siz irfan ordusundan olanlar, sizlere bağlı olduğunuz ordunun değer ve kutsallığını anlatmak için şunu söyleyeyim ki; sizler ölen ve öldüren birinci orduya –niçin öldüğünü öğreten- bir ordusunuz. ”

 

MÜZİK:ONUNCU YIL MARŞI

 

            -Anılarından ayrılıp sınıfa döndüğünde son dersinin son dakikaları yaklaşmıştı.

            -35 yıl önce acemice imzaladığı sınıf defteri gelince aklına irkildi yüreği .Aynı heyecanla imzaladı ve kapattı defterini.

 

KORO:DİLE KOLAY 35 YIL ,TAM 35 YIL

 

            -Ayağa kalktı, öğrencilerinin arasında dolaştı.Bitlis’te dokunduğu gibi dokundu öğrencilerine gözleri

 

ŞİİR:    Unutmam hiçbirinizi

            Bininizi, on bininizi

            Kendiniz bile unuturken o günlerdeki kendinizi

            Ben görürüm,siz görmeden geçersiniz bazen

            İncinir o eski dost yüzleriniz bende.

 

            -Elini öpmek için yarışan minik çiçeklerinin yüzlerine bakamadan artık kendini tutamayarak akan yaşlarla ayrıldı sınıftan öğretmenim.

 

ŞİİR:    Gidiyorum...Bir yanımda emeklerim

            Bir yanımda

            Uçsuz bucaksız hayallerim

            Sizlerde yaşayacak onlar şimdi

            Bir damla gözyaşına kıyamadığım,

            İçimin derdi saçımın akı çocuklar...

            Yavrularım...Evlatlarım,

            Kınalı kuzularım,

            Avucu reyhan kokulu küçük dağlarım.

            İlk harfler ,sözcükler ,heceler derken

            Ve o mabede seninle gelip giderken

            Tutuştu ellerimiz birleşti gözlerimiz.

            Karga seslerinin rüzgarlara karıştığı bir son yazdı,

            Son göz göze gelişimizde...

            Buruk tebessümlerinle beni ağlatmıştın

            Öğretmenim,canım

SOLO KONUŞAN ÖĞRENCİLER:Artık irfan ordusunun yeni neferlerine bırakıyordu yerini.

 

KORO:GÖZÜN ARKADA KALMASIN ÖĞRETMENİM HER YENİ NESİL KORUYUP YÜCELTECEKTİR DEĞERLERİNİ , AYRILMADAN BAŞ ÖĞRETMENİN YOLUNDAN

 

MARŞ:Biz Atatürk Gençleriyiz

 

KORO:GÖZÜN ARKADA KALMASIN ÖĞRETMENİM,BİZİM IŞIĞIMIZLA AYDINLIK KALACAK HEP YARINLAR.DAĞ DEMEDEN TAŞ DEMEDEN KAR DEMEDEN KIŞ DEMEDEN ULAŞTIRACAĞIZ EĞİTİM MEŞALESİNİ YURDUN DÖRT KÖŞESİNE

 

Ana sayfaya Dön

 

 


 

şiir  edebiyat        Öğretmenler Günlük ve Yıllık Planlar      Öğretmenler Forumu       Edebiyat Forumu    Sohbet  Gazeteler  video dershane öss kpss oks rüya tabirleri videolar

video izle evden eve nakliyat   www.weblopedi.com   www.matematikogretmenleri.com  www.seckinoyunlar.com   www.seckinvideoalr.com  www.gazetesaati.net