(Mayıs ayının ilk haftası)
:::::::::::::::::::::::::::
Bilişim teknolojilerindeki
hızlı değişimler, ülkeleri bir yandan çeşitli ekonomik ve sosyal çalkantılar
içine sürüklerken, diğer yandan da yeni ekonomik süper güçler yaratmaktadır.
İster geri kalmış olsun, isterse gelişmiş, bilişimin gücünün farkına varan
tüm ülkeler, teknolojik gelişmelere ayak uydurabilmek için var güçleri ile
planlar yapmakta, mevcut sistemlerini sorgulamakta ve bilgi toplumunun temel
taşı olan insan gücünü her şeyin önüne çıkarmaktadırlar. Çünkü artık
ülkelerin zenginlikleri para ile ya da doğal kaynaklarının zenginliği ile
değil, bilgi ve insan kaynaklarının zenginliği ile ölçülmektedir. İnsan gücü
yetiştirmenin tek yolu da eğitim ve öğretimdir.
Eğer
bir ülkede eğitim kurumları öncelik sırasında arka plana itilmişse, genç
nüfusa eğitim olanakları sağlanamıyor ve gençler toplum dışı etkinliklere
itiliyorlarsa ve yetişen değerli beyinler başka ülkelere göç ediyorlarsa, o
ülke kan kaybediyor demektir. Bu nedenle, Türkiye 21. yüzyılda varlığını
sürdürebilmek için Milli
Eğitimini ciddi bir biçimde yeniden yapılandırmak
zorundadır.
Bu
yapılanma, bilişim teknolojileri ile toplumumuzun düşünme, öğrenme ve
iletişim alışkanlıklarını geleceğin ihtiyaçlarına göre değiştirmelidir.
Bunun için, temel hedeflerimiz;
-
Toplumumuzun tüm kesitlerinde yaratıcı, esnek ve yenilikçi düşünce tarzını
oluşturmak,
-
Bireylerimizin yaşam boyu eğitimini sağlamak ve sosyal sorumluluğunu
geliştirmek,
-
Okullarımızı kendi aralarında ve çevrelerindeki dünya ile
bağlantılandırmak,
-
Yeni eğitim
yöntemleri kullanarak eğitimde etkinliği ve verimliliği
artırmak,
-
Milli
Eğitim Sistemimizin idari ve yönetimsel mükemmeliyetini sağlamak,
-
Bilgi
Toplumuna dönüşümde sayısal uçurumu (digital gap) gidermektir.
Yukarıdaki temel hedefleri hayata geçiren politika ve stratejileri üretmek
ve gerekli plan ve eylemleri yapmak üzere ülkemizin tüm kaynaklarını
seferber ederek bilgili insan gücü yetiştirmek en büyük önceliğimiz
olmalıdır.
Avrupa
Birliği’ne tam üye olma sürecindeki Türkiye’nin, genç ve dinamik nüfusu ile
ekonomik bir güç oluşturabilmesi, bireylerini eğiterek bilgi toplumuna
dönüşümü ile sağlanabilir. Bu, Türkiye’nin önündeki en önemli fırsatlardan
birisidir. Bu bağlamda okulların bilgisayarlanmasına yardımcı olunmalı,
elden geldiği kadar kampanyalara destek verilmelidir.
BİLİŞİM
Bilim ve
Teknoloji Haftası (TTK. nun 66 sayılı, 30.4.1998 tarihli kararıyla eklenen
hafta)
TDK sözlüğünde bilim şöyle tanımlanıyor:
Bilim “Evrenin ya da olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneysel
yöntemlere ve gerçekliğe dayanarak yasalar çıkarmaya çalışan düzenli bilgi.”
“Genel geçerlik ve kesinlik nitelikleri gösteren yöntemli ve dizgesel
bilgi.”
“Belli bir konuyu bilme isteğinden yola çıkan, belli bir ereğe yönelen bir
bilgi edinme ve yöntemli araştırma süreci.”
Bilim ile uğraşan bir kişinin bu tanımları yeterli bulmayacağını söylemeye
gerek yoktur. Bu nedenle, bilimin eksiksiz bir tanımını yapmaya kalkışmak
yerine, onu açıklamaya çalışmak daha doğru olacaktır.
İnsan doğaya egemen olmak ister!
Derler ki insanoğlu var oluşundan beri doğayı bilmek, doğaya egemen olmak
istemiştir. Bu nedenle, insan var oluşundan beri doğayla savaşmaktadır. Son
zamanlarda, bu görüşün tersi ortaya atılmıştır: İnsan doğayla barış içinde
yaşama çabası içindedir. Bence bu iki görüş birbirlerine denktir. Bazı
politikacıların dediği gibi, sürekli barış için, sürekli savaşa hazır olmak
gerekir.
Gök gürlemesi, şimşek çakması, ayın ya da güneşin tutulması, hastalıklar,
afetler, vb. doğa olayları bazen onun merakını çekmiş, bazen onu
korkutmuştur.
Öte yandan, bu olgu, insanı, doğadan korkusunu yenmeye ve merakını gidermeye
zorlamıştır. Korkuyu yenebilmenin ya da merakı gidermenin tek yolunun, onu
yaratan doğa olayını bilmek ve ona egemen olmak olduğunu, insan, önünde
sonunda anlamıştır. Peki, insanoğlunun doğayla giriştiği amansız savaşın tek
nedeni bu mudur? Başka bir deyişle, bilimi yaratan güdü, insanoğlunun
gereksinimleri midir?
Elbette korku ve merakın yanında başka nedenler de vardır. İnsanın
(toplumun) egemen olma isteği, beğenilme isteği, daha rahat yaşama isteği,
üstün olma isteği vb. nedenler bilgi üretimini sağlayan başka etmenler
arasında sayılabilir. İnsanın korkusu, merakı ve istekleri hiç bitmeden
sürüp gidecektir. Öyleyse, insanın doğayla savaşı (barışma çabası) ve
dolayısıyla bilgi üretimi de durmaksızın sürecektir.
Bilim neyle uğraşır?
Bilimin asıl uğraşı alanı doğa olaylarıdır. Burada doğa olaylarını en genel
kapsamıyla algılıyoruz. Yalnızca fiziksel olguları değil, sosyolojik,
psikolojik, ekonomik, kültürel vb. bilgi alanlarının hepsi doğa olaylarıdır.
Özetle, insanla ve çevresiyle ilgili olan her olgu bir doğa olayıdır.
İnsanoğlu, bu olguları bilmek ve kendi yararına yönlendirmek için var
oluşundan beri tükenmez bir tutkuyla ve sabırla uğraşmaktadır.
Başka canlıların yapamadığını varsaydığımız bu işi, insanoğlu aklıyla
yapmaktadır.
Bilimin gücü
Bilim, yüzyıllar süren bilimsel bilgi üretme sürecinde kendi niteliğini,
geleneklerini ve standartlarını koymuştur. Bu süreçte, çağdaş bilimin dört
önemli niteliği oluşmuştur:
Çeşitlilik, süreklilik, yenilik ve ayıklanma.
Çeşitlilik
Bilimsel çalışma hiç kimsenin tekelinde değildir, hiç kimsenin iznine bağlı
değildir. Bilim herkese açıktır. İsteyen her kişi ya da kurum bilimsel
çalışma yapabilir. Dil, din, ırk, ülke tanımaz. Böyle olduğu için,
ilgilendiği konular çeşitlidir; bu konulara sınır konulamaz. Hatta bu
konular sayılamaz, sınıflandırılamaz.
Süreklilik
Bilimsel bilgi üretme süreci hiçbir zaman durmaz. Krallar, imparatorlar ve
hatta dinler yasaklamış olsalar bile, bilgi üretimi hiç durmamıştır; bundan
sonra da durmayacaktır.
Bir evrim süreci içinde her gün yeni bilimsel bilgiler, yeni bilim alanları
ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla, bilime, herhangi bir anda tekniğin verdiği
en iyi imkânlarla gözlenebilen, denenebilen ya da var olan bilgilere dayalı
olarak usavurma kurallarıyla geçerliği kanıtlanan yeni bilgiler eklenir.
Ayıklanma
Bilimsel bilginin geçerliği ve kesinliği her an, isteyen herkes tarafından
denetlenebilir. Bu denetim sürecinde, yanlış olduğu anlaşılan bilgiler
kendiliğinden ayıklanır; yerine yenisi konulur.
Bu noktada şu soru akla gelecektir. Sürekli yenilenme ve ayıklanma süreci
içinde olan bilimsel bilginin doğruluğu, evrenselliği savunulabilir mi? Bu
sorunun yanıtını verebilmek için, bilimsel bilginin nasıl üretildiğine
bakmamız gerekecektir. Sanıldığının aksine, bilimsel bilgi üretme yolları
çok sayıda değildir; yalnızca iki yöntem vardır. Bu yöntemler başka bir
yazının konusu olacaktır.
|
Aileler İçin Internet
Kullanım Önerileri |
1-Internetin, doğru
kullanılmadığında zararlı olabileceği konusunda çocuklarınızı uyarın.
Çocuklarınızın, Internet hakkındaki düşüncelerini ve bilgilerini günlük
olarak takip edebilir, böylece yanlış bildikleri konuları düzelterek
onları yönlendirebilirsiniz.
2-Internete bağlanmak için yalnız sizin bildiğiniz bir şifre
kullanabilirsiniz. Böylece çocuklarınızın Internete ne zaman
bağlandıklarından haberdar olabilirsiniz.
3-Bilgisayarı çocuğunuzun odasına koymak yerine, herkesin sık kullandığı
bir odaya yerleştirin. Böylece çocuğunuzun, uygun olmayan sitelere
gitmesine kolaylıkla engel olabilirsiniz.
4-Beş yaşından küçük çocuklarınızın tek başlarına bilgisayar ve
Interneti kullanmalarına izin vermeyin. Bilgisayar ve Internet kullanma
saatlerini sınırlandırarak ve bu saatlerde çocuğunuza eşlik ederek,
çocuğunuzun güvenliğini ve denetimini sağlayabilirsiniz.
6-Çocuklarınızın Interneti uygun kullanıp kullanmadıklarını, sık
kullanılanlar ya da daha önce girilen sayfaların listesini kontrol
ederek denetleyebilirsiniz.
Internetin doğru kullanımı hakkında bildiklerinizi, arkadaşlarınızla ya
da çocuklarınızın arkadaşlarının ebeveynleri ile paylaşabilirsiniz.
Böylece çocuğunuzun, arkadaşlarının evinde de güvende olmasına yardımcı
olabilirsiniz.
7-Çocuğunuz yanınızdayken uygun olmayan sitelere girmeyin. Çocuklarınız
için uygun olmadığını düşündüğünüz sitelere girdiyseniz GEÇMİŞ
bölümünden bu siteleri silebilir böylece çocuğunuzun daha sonra bu
siteye ulaşmasını önleyebilirsiniz.
8-Çocuğunuzu Internette tanıştığı kişilerle, hiçbir şekilde telefonda
konuşmaması ya da herhangi bir şekilde buluşmaması konusunda uyarın.
9-Eğer Internet aracılığıyla çocuğunuzdan bilgi isteniyorsa, sitenin
güvenli olup olmadığını mutlaka kontrol edin. Bu bilgilerin ne amaçla
kullanılacağını öğrenin ve bu bilgilerin üçüncü şahıslara ulaştırılıp
ulaştırılmayacağı konusunda bilgi edinin.
10-Hepimizin bildiği gibi teknoloji hızla ilerliyor ve gelişmeleri takip
etmek gerek kendimiz, gerekse çocuklarımız için, içinde yaşadığımız
Dünyayı anlamak ve hayattan daha fazla zevk almak adına bir gereklilik
halini alıyor. Bu yeni öğrenme sürecinde hepinize keyifli yolculuklar
diliyoruz.
Uzman Psikolog Şule Çelik
|
Bilgisayarı ve
İnterneti Tanıyalım |
Bilgisayar, kendisine
verilen bilgileri,ona önceden tanımlanan programa göre
isleyen ve sonuçları veren bir elektronik sistemdir. O, bir
elektronik beyin degildir.Düsünme ve yeni bilgiler ortaya koyma
yetenegi asla yoktur.Bilgisayar, artan oranlarda hayatımıza girmeye
devam edecektir. Onun için bilgisayarı çok iyi tanımalı ve
ögrenmeliyiz.
Kaynak: Yard. Doç. Dr. Feda ÖNER
Olumsuz yanlarından dolayı bilgisayardan kaçmak,onu evimize almamak
çözüm
degildir. Tıpkı; kesici bir aletolarak insan hayatına kasteden
bıçagı, ekmek keserek yararlı islerde kullanmaktan vazgeçmedigimiz
gibi.
En genel tanımı ile Internet, dünya çapında bilgisayarların birbiri
ile baglandıgı ag olarak tanımlanabilir.Internet, birçok ödevini
yapmada ögrencilere büyük fayda saglıyor. Ama onlar, interneti
sadece ödev yapmak için kullanmıyor. Birçok anlık ileti( Chat)
programıyla sesli ve görüntülü konusmaya imkan sagladıgı için,
kullanıcısının bagımlı hale gelmesine neden oluyor.
Sevgili anne ve babalar, karne hediyesi olarak aldıgınız bilgisayarı
siz kullanabiliyor musunuz? Cevabınız “Hayır!” ise; halk egitim
merkezlerinin açtıgı kurslara katılabilirsiniz. Ya da kurs açılması
için istekte bulunabilirsiniz. |
Türkiye'de İnternet
Türkiye İnternet'e Nisan 1993'ten beri bağlıdır. İlk bağlantı
ODTÜ'den gerçekleştirilmiştir. 64kbit/san hızında olan bu hat, çok uzun
bir süre, tüm ülkenin
tek çıkışı olmuş ve ilgili arkadaşlar büyük bir özveriyle Internet'i tüm
Türkiye'de (öncelikle akademik ortamlarda) yaygınlaştırmaya
çalışmışlardır. Ege Üniversitesi'nden olan bağlantı ise, 1994
başlarında, 64kbit/san. hızı ile gerçekleştirilmiştir. Ardından sırayla,
Bilkent Üniviversitesi (1995Ekim), Boğaziçi Üniviversitesi (1995 Kasım)
ve İTÜ (1996 Şubat) bağlantıları gerçekleşmiştir.
1996 yılı Ağustos ayında da Turnet çalışmaya başlamıştır. 1997 yılına
gelindiğinde, akademik kuruluşların internet bağlantısını sağlayan
ULAKNET çalışmaya başlamış ve üniversiteler nispeten hızlı bir omurga
yapısıyla birbirlerine bağlanmış ve internet kullanır hale gelmişlerdir.
1999 yılı içerisinde, ticari ağ altyapısında büyük
değişiklikler olmuş ve TURNET'in yerini TTNet adında yeni bir oluşum
almıştır.
2000'lerin başında; ticari kullanıcılar TTNet omurgası üzerinden;
akademik kuruluşlar ve ilgili birimler de Ulaknet omurgası üzerinden
internet erişimine sahiptir. Ayrıca bu iki omurga arasında yüksek hızlı
bağlantı mevcuttur.
Şu anda Türkiye'nin İnternet çıkışını sağlayan merkezler dört grupta
toplanabilir:
1) Üniversiteler ve akademik kuruluşların internet bağlantı çıkışları;
2) Genellikle ticari kurulusların ve Internet Servis Sağlayıcılarının
(İSS) yararlandığı TTNET çıkışları,
3) Diğer bazı özel şirketlerin ve servis sağlayıcıların, TTNET ile
yaptıkları İnternet
Erişim Noktasi (İEN) anlaşması sonrasında kullandıkları firma bazlı
doğrudan yurtdışı internet çıkışları.
Bunların dışında kalan diğer bağlantılar ise;
Akademik Kuruluşlar (Üniversiteler) :
Akademik kuruluşların internet bağlantıları, büyük ölçüde kendi
olanakları ile olmaktadır. BITNET'li günlerde (1986-1992) ortaya çıkan
TUVAKA (Türkiye Üniversiteler ve Akademik Kuruluşlar Ağı), özellikle
1993'ten sonra ihtiyaca cevap verememeye başlamıştır. Bu amaçla, TUVAKA-TRNET
ve nihayet ULAKBIM (Ulusal Akademik Ağ ve Bilgi Merkezi, 1995) oluşumu
ile TR'deki akademik ağ omurgası yapılmış ve yüksek hızlı internet
çıkışları oluşturulmuştur. Ulakbim bünyesindeki Ulaknet ana omurgası,
İstanbul, Ankara ve İzmir arasında yüksek hızlı bir üçgen bağlantı (her
biri 34 MBit/San ATM omurga ile sağlanmaktadır (Nisan 2000). Yurtdışı
internet çıkışları ise, Ankara'dan 2 tane 4 MBit/san (Digex) ve 1 tane 2
MBit/san (UUNet) ile sağlanmaktadır. Ayrıca, Ulaknet ile ticari ağ (TTNet)
arasında 34 MBit/san (Ankara), TURNET'e de 2 MBit/san (İzmir) hızlarında
bağlantılar vardır. Ulaknet aşağıdaki kurumlara servis vermektedir :
1) Üniversiteler (Tüm
devlet ve Vakıf üniversiteleri ve Enstitüler),
2) Araştırma Geliştirme amaçlı kuruluşlar,
3) Kamu Kuruluşları,
4) Askeri Okullar ve Polis Okulları,
Türkiye'deki tüm üniversiteler ve araştırma/eğitim kurumları, bu 3
ana bağlantı noktasından kendilerine yakın olana değişen hızlarda
(genellikle Frame Relay bağlantı ile) bağlanmaktadır (64kbit/san ila
2Mbit/san arası). UlakNET, bünyesindeki Ağ İşletim Merkezi ile çıkan
sorunların tesbiti ve giderilmesi, yeni servislerin hizmete sunulması,
ağ planlaması gibi işler de yapmaktadır.
Ulaknet bağlantıları
dışında, bazı üniversitelerin kendilerinin doğrudan yurtdışı
internet bağlantıları da mevcuttur. İTÜ, Boğaziçi Üniv., Koç Üniv.,
Bilkent Üniv. bu üniversitelere örnek olarak verilebilir. Bu kurumlar,
ulaknet omurgasını yurtiçi bağlantılar için kullanmakta yurtdışı
bağlantılar için ise kendi bağlantılarını kullanmaktadırlar.
Türkiye'de Kaç
Bilgisayar İnternet'e Bağlıdır?
Kaç Kişi İnternet Kullanmaktadır ?
1997 sonları itibarıyla, Türkiye'de yaklaşık 30,000 civarında
bilgisayarın internete bağlı olduğu tahmin ediliyordu. Bu sayının
2000'li yılların başlarında 100,000'e yaklaştığını; her internet
bağlantısından ortalama 6 kişinin yararlandığını düşünürsek, ülkemizde
Internet'i kullanan kişi sayısının ise 600,000 civarında olduğunu
iyimser bir şekilde tahmin edebiliriz. Topluma açık internet kullanım
mekanlarının (internet kafeler, üniversite laboratuvarları, internet
kiosklar gibi) artmasıyla, internetle tanışık insanlarımızın sayısı
sürekli artmaktadır.
|
BİLİM ve
TEKNOLOJİ
Bilim, bilgi pınarım
Teknolojiyle varım
Çağı yakalayarak
İnsanlığa sunarım.
Teknikle çalışalım
Zamanla yarışalım
İstençle ve coşkuyla
Zirvede buluşalım.
Muhsin DURUCAN
Ana sayfaya Dön
|